50'den Sonra Bizi Mutsuz Eden, Hayatımızı Bozan Duygular
50'den sonra hayatın değişen tarafları sadece bedenimizle,
işimizle veya ilişkilerimizle ilgili değildir. Duygularımız da değişir.
Çocuklar büyür, anne-baba yaşlanır veya hayatımızdan çıkar,
çalışma hayatı sona erebilir, arkadaş çevremiz daralabilir. Aynaya baktığımızda
gençliğimizdeki kadını göremeyebiliriz. Bir zamanlar bizi heyecanlandıran
şeyler artık aynı etkiyi yaratmayabilir.
Bütün bunların arasında bazı duygular vardır ki, farkına
varmadan hayatımızın direksiyonuna geçer.
Sorun duyguların varlığı değildir. Sorun, onların
hayatımızı yönetmeye başlamasıdır.
İşte 50'den sonra mutluluğumuzu sessizce kemirebilen 10 duygu:
1. “Mecburum” Hissi
“Ben bunu yapmak zorundayım.”
“Benden başka kim yapacak?”
“Artık benim kendi hayatımı düşünmem doğru olmaz.”
- 50'den sonra kadınların hayatını en fazla yorabilen duygulardan biri, sürekli bir şeylere mecbur olduğunu düşünmektir.
- Eşine, çocuklarına, torunlarına, yaşlı anne-babasına, evine, çevresine karşı sorumluluklarımız elbette olabilir. Ancak sorumluluk ile mecburiyet aynı şey değildir.
- Yıllarca “iyi anne”, “iyi eş”, “iyi evlat”, “iyi çalışan”, “iyi gelin” olmaya çalışırken kendi isteklerimizi sürekli ertelemiş olabiliriz.
- Bir süre sonra da “Ben ne istiyorum?” sorusunu sormayı unutabiliriz.
- Oysa 50'den sonra hayatımızın yeni bir cümleye ihtiyacı vardır:
“Yapmak zorunda olduğum şeylerle yapmak istediğim şeyler
aynı olmak zorunda değil.”
- Herkese yetişmek zorunda değilsiniz.
- Her sorunu çözmek zorunda değilsiniz.
- Her davete gitmek, herkesi memnun etmek,
- Herkesin yükünü taşımak zorunda değilsiniz.
Bazen mutluluğun ilk adımı, “Hayır, bunu yapmak istemiyorum” diyebilmektir.
2. “Başka Bir Hayatım Olmalıydı” Hissi
Bu duygu özellikle geceleri ortaya çıkabilir.
- “Keşke başka biriyle evlenseydim.”
- “Keşke başka bir meslek seçseydim.”
- “Keşke çocuklarım küçükken kendime daha fazla zaman ayırsaydım.”
- “Keşke daha çok seyahat etseydim.”
- “Keşke kendime daha fazla yatırım yapsaydım.”
- “Keşke cesaret edip o işi yapsaydım.”
Geçmişe dönüp baktığımızda hayatımızın yapmadığımız seçimlerle dolu olduğunu fark edebiliriz. Ancak burada çok önemli bir tuzak vardır:
Bugünkü aklımızla geçmişteki kendimizi yargılamak.
O günkü şartlarımızı, ekonomik durumumuzu, ailemizi,
bilgimizi, korkularımızı ve imkânlarımızı unutup bugünkü deneyimimizle
geçmişteki kararlarımızı değerlendirmek kolaydır.
Ama geçmiş değişmez. Değiştirebileceğimiz şey, geçmişimize bakışımızdır.
“Hayatım yanlış gitti” demek yerine: “Hayatımın bundan sonraki bölümünü nasıl daha iyi yaşayabilirim?” sorusunu sormak çok daha güçlüdür. Çünkü 50, 60 hatta 70 yaşında bile hayatın “son bölümü” değil, yeni bir bölümü başlayabilir.
3. Kendini İşe Yaramaz Hissetmek
Çalışırken ihtiyaç duyulan, çocukları büyütürken vazgeçilmez
olan, evin bütün düzenini yöneten kadın; bir gün kendine şu soruyu sorabilir:
“Peki şimdi bana kim ihtiyaç duyuyor?”
Emeklilik, çocukların evden ayrılması, çalışma hayatının sona ermesi veya fiziksel olarak eskisi kadar aktif olamamak bazı kadınlarda ciddi bir boşluk yaratabilir. Çünkü yıllarca değerimizi yaptıklarımız üzerinden ölçmüş olabiliriz.
- Oysa insanın değeri üretkenliğiyle sınırlı değildir.
- Bir işi yapamamak, daha yavaş hareket etmek, eskisi kadar çalışmamak veya başkalarının bize daha az ihtiyaç duyması bizi “değersiz” yapmaz.
- Hayatımızın bu döneminde üretkenliğin tanımı değişebilir.
- Bir kitap okumak, bir arkadaşla konuşmak, yeni bir şey öğrenmek, bir çiçeğe bakmak, torunuyla kaliteli zaman geçirmek, gönüllü bir işe destek olmak, yeni bir beceri edinmek...
- Bunların hepsi hayatın içinde anlam üretmektir.
- Kendimize şu soruyu sormamız gerekiyor: “Bana kim ihtiyaç duyuyor?” yerine “Ben bugün hayatı nasıl güzelleştirebilirim; nasıl faydalı olabilirim?”
4. Kendini Yalnız veya Kimsesiz Hissetmek
- Kalabalıkların içinde bile yalnız hissedebiliriz.
- Telefonumuz rehberlerle doludur ama arayacak kimse bulamayabiliriz.
- Çocuklarımızın kendi hayatları vardır. Arkadaşlarımızın bazıları uzaklaşmıştır. Bazıları hastalıklarla uğraşıyordur. Bazıları başka şehirlere taşınmıştır.
- Üstelik yaş ilerledikçe yeni arkadaşlıklar kurmanın daha zor olduğunu düşünebiliriz.
- Burada önemli bir ayrım var: Yalnız olmak ile yalnız hissetmek aynı şey değildir.
- Tek başına yaşamak yalnızlık anlamına gelmez. Aynı şekilde evli olmak veya kalabalık bir aileye sahip olmak da insanın kendisini yalnız hissetmeyeceği anlamına gelmez.
Bu nedenle 50'den sonra sosyal ilişkilerimizi “kendiliğinden
devam eder” diye bırakmamak gerekir.
- Arkadaşınızı arayın.
- Bir kahve teklif edin.
- Bir kursa katılın.
- Yeni bir hobi grubuna girin.
- Uzun zamandır konuşmadığınız biriyle iletişim kurun.
- Çünkü bazı dostluklar bekleyince değil, emek verince büyür.
5. “Artık Çok Geç” Hissi
Belki de 50'den sonra en tehlikeli cümlelerden biri:
“Artık yaşım geçti.”
- Yeni bir dil öğrenmek için mi? Geç.
- Spor yapmak için mi? Geç.
- Yeni bir işe başlamak için mi? Geç.
- Aşık olmak için mi? Geç.
- Seyahat etmek için mi? Geç.
- Yeni arkadaşlıklar kurmak için mi? Geç.
Oysa yaşımız bazı şeyleri değiştirebilir ama hayatın bütün kapılarını kapatmaz. Belki 25 yaşındaki gibi başlayamayız. Ama 25 yaşındaki halimizde olmayan bir şeye sahibiz: Deneyim.
Ne istediğimizi daha iyi biliyoruz. Neyin bize iyi
gelmediğini daha çabuk anlayabiliyoruz. İnsanları daha iyi tanıyoruz. Kendi
sınırlarımızı daha iyi biliyoruz.
Dolayısıyla mesele “Geç mi?” sorusu değil. Asıl soru:
“Ben bunu gerçekten istiyor muyum?”
6. Kendini Başkalarıyla Kıyaslama Duygusu
Sosyal medya bu duyguyu daha da güçlendirebilir.
- Bir kadın 55 yaşında dünyayı geziyor.
- Bir başkası yeni bir işe başlamış.
- Bir diğeri harika görünüyor.
- Bir başkası yeniden evlenmiş.
- Bir diğeri spor yapıyor, dans ediyor, yeni bir hayat kuruyor.
Sonra aynaya bakıp: “Ben neden böyle değilim?” diyoruz.
Ama unuttuğumuz şey şu:
Biz başkasının hayatının vitrinine, kendi hayatımızın
mutfağıyla bakıyoruz.
Kimsenin bütün hikâyesini bilmiyoruz.
Bu nedenle kıyaslama yerine ilham almaya çalışmak daha
sağlıklı olabilir.
“Onun hayatı neden bende yok?” yerine:
“Onun yaptığı hangi şey benim hayatıma da küçük bir
güzellik katabilir?”
diye sormak çok daha yapıcıdır.
7. Geçmişe Takılıp Kalma ve Pişmanlık Duygusu
Geçmiş bazen bir albüm gibi değil, mahkeme salonu gibi
çalışmaya başlayabilir.
- “Şunu neden söyledim?”
- “Bunu neden yapmadım?”
- “Nasıl böyle bir karar verdim?”
- “Keşke çocuklarımla daha fazla ilgilenseydim.”
- “Keşke kendime daha fazla değer verseydim.”
- Pişmanlık zaman zaman hepimizin yaşayabileceği insani bir duygudur. Ancak sürekli geçmişi yeniden oynatmak bugünü tüketebilir.
- Geçmişte yaptığımız hatalardan ders çıkarmak faydalıdır.
- Ama kendimizi yıllarca aynı hatadan dolayı cezalandırmak bize hiçbir şey kazandırmaz.
Kendimize şu soruyu sorabiliriz:
“O gün bildiklerimle elimden geleni yaptım mı?”
Cevabımız evetse, kendimizi biraz olsun affetmenin zamanı
gelmiş olabilir.
8. “Kimse Beni Anlamıyor” Hissi
50'den sonra yaşadığımız değişimleri çevremizdeki insanların
anlamadığını düşünebiliriz.
Eşimiz bizi anlamıyor olabilir.
Çocuklarımız “Anne, abartıyorsun” diyebilir. Arkadaşlarımız yaşadığımız değişimleri küçümseyebilir.
Bazen de biz kendimizi anlatmayı bırakırız. İçimize atarız. Susarız. Sonra da:
“Kimse beni anlamıyor.” deriz.
Oysa anlaşılmak için bazen önce kendimizi açıkça ifade
etmemiz gerekir.
- “Ben artık böyle hissediyorum.”
- “Şu konuda desteğine ihtiyacım var.”
- “Bunu yapmak istemiyorum.”
- “Biraz yalnız kalmaya ihtiyacım var.”
- “Benim için bu konu önemli.”
demeyi öğrenmek, ilişkilerimizi değiştirebilir.
9. Gelecek Korkusu
50'den sonra gelecek bazen eskisinden farklı görünür.
- Sağlıkla ilgili endişeler...
- Maddi kaygılar...
- Yalnız kalma korkusu...
- Yaşlanma...
- Çocukların geleceği...
- Eşini kaybetme korkusu...
- “Bana kim bakacak?” düşüncesi...
- Bütün bunlar zihnimizde büyüyebilir.
- Ancak geleceği sürekli düşünmek, bugünü yaşamamızı engelleyebilir.
Elbette geleceğe hazırlanmak önemlidir.
Maddi plan yapmak, sağlık kontrollerini ihmal etmemek,
sosyal çevreyi korumak ve mümkün olduğunca bağımsızlığımızı sürdürmek akıllıca
davranışlardır.
Ama hazırlık yapmak başka, sürekli korku içinde yaşamak başkadır. Kendimize şunu hatırlatabiliriz:
“Geleceğin tamamını bugün çözmek zorunda değilim.” Bugün yapabileceğimiz küçük bir şey yeterlidir.
10. “Artık Benim Göre Değil” Duygusu
Belki de bütün bu duyguların altında gizlenen en büyük duygu
budur.
- Güzel giyinmek?---------------“Ne gerek var?”
- Kendine bakım yapmak? -----“Benim yaşım geçti.”
- Seyahat etmek? -----------------"Bu yaştan sonra?”
- Yeni bir şey öğrenmek?--------“Benden geçti.”
- Aşık olmak? --------------------“Bu yaştan sonra olur mu?”
- Hayal kurmak? -----------------“Artık gerçekçi olalım.”
İşte burada durmak gerekiyor!
- Çünkü yaş almak, hayattan çekilmek anlamına gelmez.
- Belki artık 30 yaşındaki kadın değiliz.
- Ama hâlâ merak edebiliriz.
- Hâlâ öğrenebiliriz.
- Hâlâ gülebiliriz.
- Hâlâ aşık olabiliriz.
- Hâlâ arkadaşlıklar kurabiliriz.
- Hâlâ seyahat edebiliriz.
- Hâlâ kendimize bakabiliriz.
- Hâlâ hayal kurabiliriz.
Ve belki de hayatımızın bundan sonraki bölümünün en güzel
tarafı şudur:
Artık başkalarının istediği kadın olmak zorunda değiliz.
Kendimiz olmak için daha fazla özgürlüğümüz olabilir.
Ve belki kendimize sormamız gereken en önemli soru:
“Hayatımın bundan sonraki yıllarında neyi değiştirmek
istiyorum?”
- Cevabı çok büyük olmak zorunda değil.
- Belki daha çok gülmek.
- Belki haftada bir arkadaşla buluşmak.
- Belki 5 kilo vermek.
- Belki bir kursa başlamak.
- Belki yalnız başına seyahat etmek.
- Belki yıllardır söyleyemediğimiz bir “hayır”ı söylemek.
- Belki de sadece aynaya bakıp:
- “Artık kendimi de düşünmenin zamanı geldi.” demek.
Çünkü 50'den sonra hayatın amacı gençliğimizi geri getirmek değil.
Elimizde kalan yılları, elimizdeki kadınla barışarak daha güzel yaşamak. 🌷
BU YAZILARIMA DA GÖZ ATMADAN GEÇMEYİN DERİM...
Gece Açlığını Kontrol etmenin 12 YoluZamansız Şıklık: 50 Yaş Üzeri Şık Görünmenin 15 Sırrı
50+ Kadınların Gizli Dertleri: Kolay Konuşmadığımız 20 Gerçek
Bizi Mutsuz Eden, Hayatımızı Bozan 4 Duygu
Kalbinizi Genç Tutmanın 6 Sırrı
50'li Yaşların 50 Eşsiz Güzelliği
Kendine Değer Veren İnsanların Yaptığı 7 Şey
Size Hayatı Daha Çok Sevdirecek 11 Adım
"Yaşam Enerjimi Kaybettim" Diyenlere 9 Adımda Kurtuluş Önerisi!

