"Alzheimer'da İlaçların % 99'u İşe Yaramıyor!"

Bilimsel çalışmaları ve  fikirlerine değer verdiğim Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta'nın alzheimer hakkındaki bu yazısını çok önemsiyorum...
Dünyaca meşhur Cleveland Clinic tarafından devam etmekte olan klinik çalışmalara dayanılarak yapılan analiz 2002-2012 arasında Alzheimer tedavisi için test edilen 244 ilaçtan sadece 1 tanesinin (Memantine) başarılı bulunduğunu gösteriyor.
Alzheimer’s Research & Therapy isimli dergide yayınlanan araştırmaya göre, Alzheimer Hastalığını önlemeye veya tedavi etmeye yönelik ilaç çalışmalarının yüzde 99.6’ sı başarısızlıkla sonuçlanırken, bu oran kanser ilaçları için yüzde 81.
İlk çalışmalarda umut veren birçok ilaç geniş kapsamlı ileri faz araştırmalarda bekleneni veremiyor.
Bu başarısızlık, son zamanlarda Alzheimer tedavisi için yapılan çalışmaların sayısında endişe verici bir azalmaya da sebep oldu.

Son 30 senede plaklardaki beta-amiloid maddesi, tau proteinleri, enflamasyon ve ensülin direnci gibi hastalığın farklı cepheleri hedef alındı.
İlaç araştırmalarının “boşa gitmesinin” çeşitli sebepleri olabilir.
BİR: Endüstri hastalığın sebebinden ziyade belirtileriyle ilgileniyor ve bunun sonucu olarak da geliştirilen ilaçlar çok etkili olamıyor.
İKİ: Esas olarak beyinde plak oluşumunu önleyecek ilaçlar üzerinde çalışılıyor; hastalığı önlemenin diğer daha etkili olacak yolları dikkate alınmıyor.
ÜÇ: Bir kimyasal maddenin ilaç olabilmesi için ortalama 10 sene gerekiyor ve piyasaya çıkabilecek bir ilaç güncel bilginin 10 sene gerisinde kalmış oluyor.
Yeni ilaç umudu
FDA tarafından hastalık belirtilerini gidermek için onay alan pek çok ilaç var ve bunlar beyindeki “nörotransmitterleri” yani sinir iletimini sağlayan maddeleri artırmaya yarıyor.

Rockefeller Üniversitesi tarafından geliştirilen yeni bir ilaç ise hafıza kaybını daha önce denene ilaçlardan farklı bir şekilde ve muhtemelen de daha etkili olarak tedavi edebiliyor.
RU-505 adıyla bilinen bileşik, plak oluşumunu engellemekten ziyade pıhtılaşmayı azaltmaya ve beyin kan akımının daha sağlıklı olmasına yarıyor.
İlk laboratuar sonuçları bu ilacı kullananların labirent gezinme testlerinde ilaç kullanmayanlara nazaran daha başarılı olduklarını ortaya koyuyor.
Bu tedavinin, egzersiz modeline benzer olarak hastalığın etkilerini yavaşlatabiliyor fakat meydana gelen hasarları geriye döndürmede bir tesiri bulunmuyor.
Egzersiz Alzheimer’ i önlüyor
Kısa adı NCBI olan National Center for Biotechnology Information’ un bir çalışması ise, egzersizin Alzheimer riski yüksek olanlarda hastalığın ilerlemesini anlamlı derecede önlediğini gösteriyor.
Araştırma 65-89 yaş arasındaki çoğunun ailesinde Alzheimer Hastalığı olan 97 kadın ve erkek üzerinde gerçekleştirildi.
Önce tipik olarak yavaş yavaş başlayan ama sonra hızla hafıza ve zihnin bozulmasına yol açan Alzheimer Hastalığı herkeste görülebilirse de kısaca e4(APOE epsilon4) adıyla bilinen gen varyantına sahip olanlarda risk çok daha fazladır.
Çalışmaya katılanların yarısında e4 geni mevcuttu ama bunların hiçbirinde yaşlarının icap ettirdiğinden fazla hafıza kaybı bulunmuyordu.
Bunların yarısı çok hareketsiz iken diğer yarısı ise haftanın beş günü yürüme, hafif koşu veya diğer egzersizleri yapıyordu.
Denekler, e4 ve egzersiz özelliklerine göre dört gruba ayrıldı.
İlk grupta e4 gen varyantı olan ama egzersiz yapmayan, ikinci grupta e4 gen varyantı olan ama egzersiz de yapan, üçüncü ve dördüncü gruplarda ise e4 gen varyantı olmayan, egzersiz yapan ve yapmayanlar vardı.
Bunların beyinleri hipokampusa özellikle dikkat edilerek başlangıçta ve 18 ay sonra MR (manyetik rezonans) le tarandı.
Alzheimer’ de beynin hipokampus adı verilen hafıza ile ilgili kısmı atrofiye uğruyor ve bu MR ile görüntülenebiliyor.
e4 gen varyantı bulunan ve hareketsiz olan grupta hipokampusta ortalama yüzde 3 küçülme görülürken, e4 gen varyantına sahip olan ve düzenli egzersiz yapanlarda ve e4 geni taşımayanlarda ise hipokampusta hiçbir değişiklik olmadı.
Gelelim neticeye
İlaç endüstrisinin derdi ne Alzheimer’ e ne de başka bir hastalığa “kesin çare” olacak bir ilaç bulmak değil.

Hatta böyle bir tedavinin bulunmasını istemezler bile ve esas amaçları kâr etmek olan kuruluşlardan bunu beklemek de zaten doğru değildir.
Onlar için cazip olan hastalığı tamamen iyileştirmeyen ama sürekli alındığında belirtileri gideren ilaçlardır.
Daha önce yazdım, Alzheimer’ e bugün kadar keşfedilen ilaçlardan daha iyi gelen, üstelik de yan etkileri olmayan tedaviler var.
Endüstrinin şakşakçısı olmayan bilim adamlarının araştırmaları B6+B9+B12 vitaminleri, tarçın ve çörek otunun bugün kullanılan tedavilerden daha üstün olduğunu ortaya koyuyor.
Tüm hastalıklardan korunmanın esas yolu ilaç değil doğru beslenmek ve hareketli olmaktır; gerisi kaderdir....

Yorumlar